YENİ ÜYELİK ÜYE GİRİŞİ
OdaKitap.com
0

Alman Sosyolojisinin Felsefi Tarihi

Une Historie Critique de la Sociologie Allemande

Frederic Vandenberghe

Ayrıntı Yayınları

%35 indirim
50,00 TL 32,50 TL
Stoktan Teslim

Alman Sosyolojisinin Felsefî Tarihi, sosyolojinin kurucu babalarından (Marx, Simmel, Weber) başlayarak Lukacs aracılığıyla Frankfurt Okulu’na (Horkheimer, Adorno, Habermas) dek uzanan eleştirel teorinin sistematik bir yeniden-inşasını sunuyor. Yabancılaşma, rasyonelleşme ve şeyleşme teorilerini derinlemesine analiz eden Vandenberghe, sadece tahakkümün gerçekliğine ışık tutmakla kalmayıp özgürleşimin olası yollarını da aydınlatacak olan, bugüne dair eleştirel bir teorinin metateorik önvarsayımlarını soruşturuyor.

Elinizdeki Türkçe baskıya özel kaleme aldığı notta Benhabib’in belirttiği üzere: “Karl Marx ve Max Weber’den Frankfurt Okulu ve Jürgen Habermas’a Alman Sosyal Teorisi’nin evrimini, şeyleşme kavramını merkeze alarak inceleyen kapsayıcı ve güvenilir bir giriş çalışması. Öğretici ve ufuk açıcı.”

Frederic Vandenberghe’nin bu çalışması, Eleştirel Teori geleneğinin titiz ve kapsamlı bir izahatını sunmaktadır. Konuya dair bugüne dek üretilmiş en iyi katkı olduğunu hiç tereddüt etmeksizin söyleyebilirim. Bilhassa Habermas’ı konu alan kısım, büyük bir çağdaş filozofun düşüncesinin gelişimindeki temel evrelerin ayrıntılı ve hayli özgün bir yorumunu sunuyor.

Özellikler

Cilt Durumu : Ciltsiz
Basım Tarihi : Ağustos 2016
Basım Yeri : Türkiye / İstanbul
Boyutlar : 13,50 x 21,50 cm
Basım Dili : Türkçe
Orijinal Dil : Fransızca
Kağıt Tipi : 2. Hamur
Sayfa Sayısı : 480
Barkod : 9786053141259

Katkıda Bulunanlar

Kitabın ikinci sayfasında kitabın Une Histoire Critique de la Sociologie Allemande adlı Fransızca kopyasından tercüme edildiği yayınevi tarafından ilan edilmiş. Bir kaç sayfa sonra yazarının Türkçe çeviriye önsözünde, Türkçe kitabın İngilizce A Philosophical History of German Sociology (Londra, Routledge,2009) adlı kitabın tercümesi olduğu belirtiliyor. Ancak yazar, keşke Fransızca Une histoire critique de la sociologie Allemande'dan çevrilmiş olsaydı diyor. Bu sayede yazarın tercihi olan Fransızca kopyanın iki cilt halinde yayınlamış olduğunu da yine yazarın ifşaatından öğreniyoruz. Yazar, bu iki ciltlik Fransızca versiyonun tercih edilmemiş olmasını ekonomik nedenlere bağlayarak tolere ediyor. Oysa Ayrıntı Yayınları, kitabın yazarı kadar okuyucu karşısında kendisini sorumlu görmüyor. Okuyucuya saygı duymuyor. Ayrıntı'ya göre kitap Fransızca; yazarına göreyse, İngilizce versiyonundan tercüme edilmiş. Kitaba gelince, daha yazarın Türkçe önsözünde buram buram liberal havalar estirmeye çalıştığını hissediyoruz. Artık Batı aydınının 18, 19 ve erken yirminci yüzyıldaki konumunun çok gerisine düşmüş olduğunu bir kez daha, bu vesileyle, idrak ediyoruz. Bu aydının gömüldüğü konformizm içinde dünyayı değiştirme faaliyetine soğuk baktığını, dahası bu tür girişimlerden rahatsızlık duyduğunu hissediyoruz. Bunun en moda işareti, elbette, devrimci marksizme sallamadır. Yazarın,on milyondan fazla insanın fiilen katıldığı Gezi ayaklanmasından çok, Gezi sonrasında liberal aydınların, emperyalizmin kendi çıkarları çerçevesinde yeni bir "Şark sorunu" olarak formüle ettiği Kürt sorunu dolayısıyla (devrimci kurtuluş savaşı verdikleri için değil, ama emperyalizmin bölgesel çıkarlarının aleti oldukları için) Kürtler'in maruz kaldıkları siyasal muameleyi kast ederek mevcut iktidarı hedef alan imaları anlaşılabilirdir. Batı aydını anti-emperyalist kapasitesini büyük ölçüde kaybetmiş, sosyalizmin konjonktürel gerilemesiyle bu bakımdan üzerindeki yükleri çok daha hafiflemiştir. Yazar, Weber'e atıfta bulunarak, artık konjonktürel olarak bir "demir kafes" içine girildiğini, Türkiye ve Suriye örneklerinden hareketle ifade ediyor. Bu tespitiyle Weber'in bile gerisine düşüyor. Bu halin içinde bulunulan "zor zamanlar"dan kaynaklandığını söylüyor. Oysa, Weber'in bunu modern kapitalizmin bir gerçeği olarak sunduğunu biliyoruz. Bu hal konjonktürel değil, sistemiktir. Sorun kapitalizmdir. Bugünün farkı, kapitalizmin içinde debelendiği ağır krizidir. Yazar yine de rahat, evet şeyleşme, yabancılaşma falan filan var ama Batı düşüncesinde buna çare olacak figürler, fikir akımları da var. Öyleyse bu figürler, teoriler, akımlar arasında dön dolaş dur. Ne eğlenceli ama! Buradaki nakilciler de hazır kıta zaten.

K
Kamil Yıldırım  -   07.03.2018
Odakitap.com
CARADHRAS